Eski Uygurcanın Kelimeleri, ç harfi

2
ča Harz || sakız, reçine
ča sakız Harz2 || sakız2, reçine2

čač Türkis || firuze, turkuaz (s./bk. Mo. čaš;
vgl./krş. Chin. ⺘⼢ che qu; Spätmittelchin.
tʂhia kɦyə̌ Perlmutt || sedef) (→ 1 čaš)

čačan < Chin. 㥦ⴎ cha zhan (Spätmittelchin.
trɦaː tʂaːnˊ) Teetasse || çay fincanı

čadır ~ čad(ı)r Ätzlauge, Ammoniak, Salmiak,
Asche || hidroksitli kireç, potasyum hidroksit, amonyak, nişadır, kül

čafi < Sogd. čāfī (br) Kupfersulfat,
Kupfervitriol || bakır sülfat

čag (tib = śāg) Mal (?) || kere, defa (?)2

2
čag < Mo. čaγ Zeit, Regierungszeit (eines
Herrschers) || zaman, vakit, çağ, (bir hükümdarın) yönetim zamanı

čaga < Mo. čaγa Junge || erkek çocuk

čagan < Mo. čaγan weiß || beyaz; Bez. eines Jahres || bir yıl adı

čahša- (Halskette) rasseln || (zincir kolye) şakırdamak eylemeylem

č(a)hšap(a)t < Man.-Sogd. cxšʾpṯ, cxšʾpδ(δ) << Skt. śikṣāpada

religiöser Vorsatz (im Tantra: Skt. samaya), Disziplin, moralische Schulung || emir, ahlaklılık, dinî niyet (Tantrizm’de: Skt. samaya), disiplin, ahlaklı talim; Verbot, Vorschrift || yasak, kural; (m) (zehn religiöse) Gebote für die Laien || dinleyiciler için (on dinî) emir; (m) (fünf religiöse) Gebote für die Electi || seçkin rahipler için (beş dinî) emir; (m) Fasten || oruç tutma; Gebotemonat, letzter Monat || emir ayı, sonuncu ay

čai < Chin. 啻 zhai (Spätmittelchin. tʂaːj)
Fasten || oruç tutma; Mönchsmahlzeit, Mahl, Bankett || rahiplerin yemeği, yemek, ziyafet, öğün (s./bk. Mo. čai)

čai kıl- ein Bankett geben || ziyafet vermek, davet vermek eylemeylem

čaidan < Sogd. cʾyδʾn (,Bema‘) < Chin. 啻໷ zhai
tan (Spätmittelchin. tʂaːj tɦan) (m) Fastenhalle,
Bema || oruç vaktinin geçirildiği salon, Bema

čaiši < Chin. 啻伏 zhai shi (Spätmittelchin. tʂaːj
ʂɦiə̆k) Mahlzeit, Mönchsmahlzeit, Speisung, Speise || yemek, rahiplerin yemeği, besleme, öğün

čaiti << Skt. caitya Schrein, Heiligtum || türbe, kutsal yer;

1
čak eben, genau, gerade (zeitl.) || (zaman adv
itibariyle) tam, az evvel, demin; rein (?) || temiz (?

čak anča tušda exakt zu jener Zeit || tam o zamanda

čak ol tušta ok exakt zu jener Zeit || tam o zamanda

čak ol üdtä koluta zu eben jener Zeit2 || tam o zamanda2

2
čak (auch br) junger Tänzer || genç dansçı čak är Tänzer || dansçı

čakır blau || mavi
čakır közlüg blauäugig || mavi gözlü

čakse < Chin. ޼ᆀ ce zi (Spätmittelchin. tʂhaːjktsẓˊ) Buch, kleines Buch, Büchlein || kitap, kitapçık

čakur ~ čäkür Stūpa-Spitze, Scheibe (Stūpa) || kutsal emanetlerin saklandığı kulenin tepesi, tekerlek (Stūpa); Stūpa, Pagode || Stūpa, pagoda (s./bk. Mo. čükür, čikür)

čalad(a)r ~ č(a)l(a)dar << Skt. jalādhāra Teich, çaldar alal
See bzw. Name eines Teichs || küçük göl, göl veya küçük gölün adı

čalgın Schwungfeder (eines Vogels), Vorderflügel || (bir kuşun) kanadının tüyü, (bir kuşun) telekesi, ön kanat
čalgınlıg mit Schwungfedern || telekeli

čalıg Suche (oder ~ čalık ,heftig, impulsiv‘) || araştırma, arama (veya ~ čalık ,şiddetli, tezcanlı‘); Zweifel || şüphe

čalıg sezik Zweifel2 || şüphe2

čalpak Schlamm, Morast, Schmutz || çamur,
balçık, bataklık çamuru, kir, pislik (s./bk. MMo. čalbuq) (→ čalpaŋ)

čalpaŋ Schmutz, Verunreinigung || kir, pislik, kirlilik (→ čalpak)

čalran- rasseln || takırdamak, şakırdamak eylemeylem

čalsık- geschlagen werden || vurulmak eylemeylem

čalsık- bastık- geschlagen und unterdrückt werden || vurulmak ve bastırılmak eylemeylem

čaluk << Skt. jalūka Blutegel || sülük (→ jaluk)
jaluk kurtlug (br) Blutegel- || sülük …

čam Glanz, Majestät || parlaklık, haşmet 2

čam ~ č(a)m Streit, Einwand, Einspruch ||
tartışma, dava, iddia, itiraz

čam čarım kıl- Einspruch einlegen, Streit eylemeylem
erheben (bei Kontrakten) || itiraz etmek, (kontratta) kavga etmek, tartışmak

čam kıl- Einspruch einlegen, Streit erheben eylemeylem
(bei Kontrakten) || itiraz etmek, (kontratta) kavga etmek, tartışmak


čambunad < TochA jambunāt < Skt. jambūnada Gold || altın

čamgak Kochtopf, Kessel || tencere, kazan
čamgak ešič Kessel2 || kazan2

čamhui < Chin. ᠪᛄ chan hui (Spätmittelchin. tʂhaːmˋ xuajˊ) Reue, Bekenntnis, Sündenbekenntnis || pişmanlık, günah çıkarma, tövbe

čamla- Einspruch erheben, streiten || itiraz eylemeylem
etmek, tartışmak, davalı olmak, kavga etmek, dava etmek

čamlıg Streit habend || davalı, kavgalı

čamsız tadellos, rein || kusursuz, temiz; keinen
Streit habend, ohne Streit || kavgasız, tartışmasız

čan < Chin. ⴎ zhan (Spätmittelchin. tʂaːnˊ) Gefäß, Becher, Schale, Tasse, Schälchen || kap, bardak, kadeh, fincan, kâse, küçük kâse čan soyık suv eine Tasse kaltes Wasser || bir bardak soğuk su

čandali < Skt. caṇḍālī n. ) || Tantrist bir tanrıçanın adı; eine mystische Ader (symbolisiert die mystische Hitze = Tib. gtum mo) || gizemli damar (gizemli sıcaklığı sembolize ediyor = Tib. gtum mo)

čandan (br) < TochB candāṃ < Skt. candana
Sandelholz (Santalum album) || Sandal ağacı
tahtası, sandal ağacı (→ čantana, čintan)

čanka eine Art Falle für Wildtiere (Teil eines
Ortsnamens) || yabani hayvanlar için bir tür tuzak (yer adının bir bölümü)

čant << Skt. chandas Metrum, Vers || vezin, mısra

čantıg koš- Verse dichten, in Verse bringen eylemeylem
|| manzum hâle koymak, manzum hâle getirmek

čantak ~ č(a)ntak << Skt. jantāka Badehaus, Sauna || hamam (→ čentak)

čantal < Sogd. cntʾ(ʾ)r / < TochA/B caṇḍāl < Skt.
caṇḍāla Henker, Kastenloser || cellat, kastsız
bir kişi (vgl./krş. Parth. čandāl, TochB caṇḍāle,
Khotansak. caṇḍāla, Mo. čandalčid)

čantık Schlamm, Morast, Pfuhl (auch Äquivalent von Skt. paṅka) || çamur, bataklık çamuru, bataklık (Skt. paṅka’nın da eş değeri)
čantık čalpak äv Haus aus Schlamm2 (eine Bez. für Skt. saṃsāra) || çamur2 ev, balçıktan2 ev (Skt. saṃsāra için bir ad)

čanto < Tib. chan rdo < Skt. caṇḍa warm(e Region) (im Tantra) || (Tantrizm’de) sıcak (bölge)

čap- ~ č(a)p- schlagen, zuschlagen, draufschlagen, (Kleidung, Matte) ausklopfen || vurmak, dövmek, (giyim, minder) vurarak tozunu çıkarmak; (Vogel) eintauchen || (kuş) dalmak; einfallen || baskınla girmek eylemeylem

čapča Worfelgabel || dirgen, uzun çatallı araç

čapgu Wedel || tüy süpürge, yelpaze
čapgu yelpigü Wedel und Fächer || tüy süpürge ve yelpaze

čaptur- abwetzen || aşındırmak eylemeylem

1 čar < TochA jar < Skt. jaṭā Haarknoten || topuz, örgü (vgl./krş. TochB jaṭ, Khotansak. jalā)

2čar Spreu || saman, değersiz şey, çöp
čara Asche (vielleicht zu TochB kṣāra) || kül (belki TochB kṣāra’ya)
čara ügüz Aschenstrom || kül nehri

č(a)r(a)g < Parth./MP čarag (m) Gemeinde ||
cemaat, topluluk; Herde || sürü

čarake << Skt. caraka ein Wanderasket ||
gezgin derviş (s./bk. TochA carak, Pl. caraki)

čarım Streit, Einspruch || dava, iddia 2

čarit < TochB carit < Skt. carita Wandel, Lebenswandel, Verhaltensweise || yaşam biçimi,
ahlak bakımından hayat tarzı, davranış tarzı; Leben, Wiedergeburt || hayat, yaşam, yeniden doğma

čark direkt, unmittelbar || doğru, vasıtasız,dolaysız adv

čarla- schluchzen || hıçkırarak ağlamak eylemeylem
čarla- ıgla- schluchzen und weinen || hıçkırarak ağlamak ve ağlamak eylemeylem
čarlat-

čarlıg mit Mähne, mit Haarschopf || yeleli, saç demetli

čaruk ~ č(a)ruk Stiefel || çarık, çizme

čarun Trompetenbaum (Catalpa bungei) || kara
meşe, katalpa ağacı (Catalpa bungei);
Morgenländische Platane (Platanus orientalis) ||
doğu çınarı (Platanus orientalis)

čašgar- (Hände) überkreuzen, verschränken
(?) || (elleri) çaprazlamak, kavuşturmak (?) eylemeylem

čašı verleumderisch || iftira niteliğinde, yalan
čašı savlıg mit verleumderischen Worten || iftira niteliğinde sözlü

čašur- verleumden || iftira atmak, kara sürmek, iftira etmek eylemeylem

čašut Verleumdung || iftira

čatıš- zusammentreffen || buluşmak, karşılaşmak eylemeylem

čatile << Skt. jaṭila Haarflechten tragender Asket || saç örgülü münzevi

čau < Chin. 䡄 chao (Spätmittelchin. ) Papiergeld || kâğıt para (s./bk. Mo. čau)

čav Ruhm, Ruf || şöhret, şan; Nachricht, Gerücht || haber, dedikodu (s./bk. Mo. čab, čav)
čav kämiš- Gerüchte verbreiten || dedikodu yaymak eylemeylem
čav sorug Ruhm2 || şöhret2

čavık- berühmt sein, renommiert sein || şöhretli olmak, ünlü olmak eylemeylem
čavık- kükül- berühmt sein2 || şöhretli olmak2, ünlü olmak2

čavıšl(ı)g listig || hilekâr

čavla- loben, rühmen || övmek, methetmek eylemeylem
čavlaš- einander (etw.) bekanntmachen || (bir şeyi) birbirleriyle tanıştırmak, (bir şeyi) birbirine bildirmek
čavlat- rühmen lassen, verehren lassen || övdürmek, methettirmek, hürmet ettirmek, saydırmak

čavlug mit Ruhm, mit Ruf || şöhretli, ünlü

čäbiläki < Mo. ǰebelegü gepanzertes Pferd || zırhlı at cebe cebel eki????

čäk < Tib. tsheg Punkt, Interpunktionszeichen (auch Äquivalent von Skt. bindu ,Tropfen‘) || nokta, noktalama işareti

*čäkik (r) Penis || kamış, zeker, penis

čäkräk Baumwollhemd || pamuk gömlek, pamuklu gömlek

čälk- den Weg zeigen, führen (?) || yolu tarif eylemeylem
etmek, yol göstermek, kılavuzluk etmek (?)

čär Krankheit || hastalık (s./bk. MMo. čar)

čärgäš- kämpfen, streiten, sich im Kriegsgetümmel befinden, sich eine Schlacht liefern, disputieren || savaşmak, kavga etmek, savaş kargaşasında bulunmak, (birisiyle) tartışmak eylemeylem

čärig Heer, Armee || ordu; Schlachtreihe ||
savaş düzeni; kampfbereit || savaşa hazır (s./bk. Mo. čerig)
čärig sımak || savaş düzenini bozma

čärlät- verletzen || yaralamak (alternative Lesung: → čarlat-) eylemeylem

čäviš Methode, Kriegsmittel || metot, yöntem, harp araç ve gereçleri

čeŋla- (Basis čeŋ < Chin. 䃻 qing; Spätmittelchin. tshiajŋˊ + -la-) anrufen, einladen ||
çağırmak, davet etmek eylemeylem

čerlig schwachsichtig || görme zayıflığı olan

čı < Chin. ㈚ chi (Spätmittelchin. trɦi) Bambusflöte || bambu flüt
čı čımkug Flöte2 || flüt2

čıč- niedersinken, ausruhen || batmak, dinlenmek eylemeylem

čıdagu < Mo. čidaqu fähig || becerikli
čıdagu täg fähig || becerikli

čıg- festzurren || aganta etmek, sıkı bağlamak eylemeylem

čıgay arm, (mit Dat.) arm (an), bar || (yönelme hâliyle) fakir, yoksul; Armut || yoksulluk; Armer || yoksul kişi čıgay ämgäk

čıgrı ~ č(ı)grı < Sogd. cxr- (Obl. –y, -yh) Rad,
Spinnrad || tekerlek, çıkrık; Rolle, Ballen
(Baumwolle) || tomar, balya (pamuk)

čıgru- niedergetrampelt werden, niedergedrückt werden || aşağı basılmak eylemeylem

čıgruk festgestampfter Boden || sıkıştırılmış yer

čıgtın abstoßend || iğrenç
čıgtın yarsok abstoßend2 || iğrenç2

1
čık < Chin. ḥ zha || perde, kapı perdesi
(s./bk. Mo. čiq)

2
čık < Chin. መ zhai (Spätmittelchin. tʂɦaːjˋ)
Haus, Residenz || ev, konut, saray

3
čık < Chin. ) || arşın, endaze

čık- (?) sich begeben (nach) || gitmek eylemeylem

čıkanlaš- sich zueinander wie Cousins verhalten || birbirine kuzen gibi davranmak eylemeylem

čıkıramak Schreien, Rufen || bağırma, seslenme eylemeylem

čıkra- knirschen || gıcırdamak; krachen, brüllen || çatırdamak, bağırmak; schreien, rufen || bağırmak, seslenmek eylemeylem

čıkrat- (mit den Zähnen) knirschen, brüllen || (dişleriyle) gıcırdatmak, bağırmak eylemeylem

čıksız ohne Maß, maßlos, zahllos || ölçüsüz, sayısız çık3
čıksız ülgüsüz ohne Maß2, zahllos2 || ölçüsüz2, sayısız2

čıku eine Steinart || bir taş türü
čıku taš Čıku-Stein || Çıku taşı

čılga- (br)reizen (?) || uyandırmak, tahrik etmek (?) eylemeylem

čımat- zürnen || sinirlenmek, öfkelenmek eylemeylem
(s./bk. Mo. čimad-)

čımatı Schachtel || sandık, kutu

čımgılaš- (am Körper) wie Ameisen kribbeln, eylemeylem
prickeln || (vücutta) karınca gibi uyuşmak, gıdıklamak (vgl./krş. Skt. cimicimāy-)

čımkı- zerdrücken || püre yapmak, ezerek eylemeylem
parçalamak (s./bk. Mo. čimki-)

čımkuy < Sogd. cmxwy Flöte || flüt; Zimbel,
Becken || simbalom, bir tür zil (s./bk. Mo. čimquγ)

čımsız schmutzlos, rein, makellos || kirsiz,
temiz, kusursuz; ohne Falten, ohne Runzeln ||
kıvrımsız, kırışıksız, buruşuksuz

čın < Chin.ⵏ zhen (Spätmittelchin. tʂin) wahr, wahrhaftig, veritabel, korrekt, real || gerçek, doğru; (Edelstein, Dokument usw.) echt, genuin, authentisch || (mücevher, belge vb.) gerçek, özgün, sahih; gewiss, sicher || şüphesiz, kesin; berechtigt || haklı; tatsächlich, wirklich || gerçekten, sahiden; untrüglich || kesin; ernst, ernsthaft || ciddi; gerçek, hakikat, doğruluk; || hakiki kişi; || gerçek şey; || pekiştirme edatı olarak: şüphesiz, gerçekten
čın tägin- bestätigen || onaylamak eylemeylem

čıngar- untersuchen, unterscheiden, einer Sache auf den Grund gehen, ergründen, analysieren || araştırmak, ayırmak, farkı görmek, bir işin aslını aramak, analizlemek, analiz etmek; an den richtigen Platz setzen || doğru yere oturtmak eylemeylem

čıngart- unterscheiden lassen || ayırt ettirmek eylemeylem

čıngaru genau, exakt, tiefgehend, von Grund adv auf, eingehend, peinlich genau, akribisch, unverwandt || tam, doğru, kesin, derinden, kökten, temelden, titizlikle, dik dik; tatsäch lich, wirklich || gerçekten, sahiden, gerçek; klar, deutlich || açık; tief || derin čıngaru tüpgärü tiefgehend2 || derinden2

čıngarusınča (adv.) wahrhaftig, wahrheitsgemäß, gemäß seinem Wahrheitsgehalt || gerçek, gerçeğe uygun, gerçek niceliğine göre

čınınča (adv.) wahrhaftig, wahrheitsgemäß, gemäß seinem Wahrheitsgehalt (auch Äquivalent von Skt. yathābhūtam) || gerçek, gerçeğe uygun, gerçek niceliğine göre, gerçeğe uygun olarak (Skt. yathābhūtam’ın da eş değeri)

čınlayu wahrhaftig, wahr, wahrlich, wahrhaft, tatsächlich, in der Tat || doğru, gerçek olarak, doğrusu, gerçekten; Wahrhaftiges, Wahrhaftigkeit, wahre Natur || gerçek olarak şey, gerçek şey, doğruluk, gerçek töz

čınsıg scheinbar wahr, scheinbar wirklich ||
görünen gerçek, görünürdeki gerçek

čınsız unwirklich, unwahr || gerçek olmayan,
yalan; Unwirkliches || gerçek olmayan bir şey;

čınu- erforschen, ergründen, einer Sache auf
den Grund gehen, nachforschen || araştırmak,
iyice araştırıp meydana çıkarmak, bir işin aslını aramak, araştırmak eylemeylem

čınuyu sözlä- im Detail diskutieren || ayrıntılı tartışmak adv eylemeylem

čınžu < Chin. ⵏྲ zhen ru (Spätmittelchin. çınşı
tʂin ryə̆) Soheit, höchste Wahrheit (Skt. tathatā,
bhūtatathatā) || olduğu gibi olma, en yüksek hakikat (Skt. tathatā, bhūtatathatā)

čıŋı- sich wundern || şaşırmak (s./bk. Mo. čengge-)

čırına- zwitschern, lärmen (Vögel) || ötmek, cıvıldamak, gürültü yapmak (kuşlar) eylemeylem

čısın Verhalten || davranış, tutum

čıvgačı ein Vogelsteller, der Vögel mit
Schlingen fängt (oder: Dieb) || kuşu tuzak ile
yakalayan kuş avcısı (veya: hırsız)

čıvša- sauer sein, fermentieren, brodeln || eylemeylem
asitli olmak, fermante etmek, mayalamak, fıkırdamak

čıvšagun sauer, herb (auch Äquivalent von Skt.
amla) || ekşi, buruk

čičä reichlich || bol
čičä ägsüksüz reichlich und ohne Mangel || bol ve hatasız, bol ve eksiksiz adv

čigil- gehindert werden, festgezurrt werden || eylemeylem
engellenmek, aganta edilmek

čigin < Sogd. cγn- Seide, Hanf, Goldbrokat, aus
Seide, aus Goldbrokat || ipek, kenevir, altın diba, ipekten, altın dibadan

čiginä- ~ čig(i)nä- mit Goldfäden sticken, besticken || altın iplikle işlemek eylemeylem
čiginämiš iki yüz artok burhanlar mehr als 200 bestickte Buddha(figuren) || iki yüzden fazla nakışlarla süslenmiş Buda (figürü)
čiginlig aus Seide, aus Hanf || ipekten, kenevirden

čigžin < Chin. (?) eine Art Hirse, gekochtes
Getreide || bir tür darı, pişmiş hububat

čigžin ökrä Hirsebrei || darı püresi

čik Elle || arşın, endaze 2 çık3

čikä harsch || kaba, sert (s./bk. Mo. čike)

čikin Maßeinheit (Elle) || ölçü birimi (arşın) 2

čilä- feucht sein || nemli olmak; benetzen, eylemeylem
befeuchten, anfeuchten || nemlendirmek, ıslatmak

čilät- (Basiswort či° < Chin. ᪋ chi; Spätmittelchin. trh eylemeylem
i) ausgebreitet werden || yayılmak

čiltä- verehren || hürmet göstermek, saygı eylemeylem
göstermek, hürmet etmek

čiltäg Verehrung, Huldigung || saygı, hürmet ekekekekekekek
čiltäglig mit Verehrung || saygılı, saygı ile
čiltägülük verehrungswürdig || saygıdeğer, muhterem
čiltämäk Verehrung, Huldigung || saygı, hürmet

čiltäš- einander verehren, einander achten || eylemeylem
birbirini saymak, birbirine hürmet etmek, birbirine değer vermek

čimäli Ameise || karınca (→ čümäli)

čimür < Mo. čimür bedauerlich, traurig ||
acınacak, üzücü, üzüntülü

čintamani < TochA/B cintāmaṇi ~ cintāmani / <Sogd. cyntʾʾmny ~ cyntʾmny ~ cntʾmny < Skt. cintāmaṇi Wunschjuwel || istek mücevheri;Name einer Dhāraṇī ||

činyäyü genau(?) (möglicherweise alter
Fehler für → čıngaru) || tam, doğru (?) (tahminen → čıngaru için eski bir hata)
činyäyü kör- genau (?) betrachten || tam olarak incelemek adv ekekekek

čiŋ < Chin. 㫨 zheng (Spätmittelchin. tʂiăŋ) →
čiŋ bolčiŋ bol- gedünstet werden || buğulanmak eylemeylem

čiŋči < Chin. ᢯ᰘ cheng zhi han lin xue shi cheng
zhi) ein Titel (= Kanzler) || bir unvan (= şansölye) (s./bk. Mo. čingǰi)

čiŋla- (Basis čiŋ° < Chin. 㫨 zheng; Spätmittelchin. tʂiăŋ + -la-) dünsten || demlemek, hafif ateşte pişirmek eylemeylem

čiŋnä Egge (?) || tırmık (?)

čipäk Penis (?) || kamış, zeker, penis (?)

čipin Fliege, Mücke || sinek, sivrisinek

čir < Chin. ᑉ zhi (Spätmittelchin. tɦrit) bzw.
Var. 㻐 zhi Buchumhüllung, Bündel (für ein
Werk) || kitap kapağı, kitap sarma, bohça (bir eser için)

čirhoš < Sogd. crxwšt Weinpresse || üzüm
cenderesi (→ čarıhuš)

čitan < Mo. čidan (erstarrte Konverbform von adv čida-) fest, stark || (čida-’nın kalıplaşmış zarf- fiil şekli) sert, güçlü; Standhaftigkeit, Festigkeit || sarsılmazlık, sağlamlık čitan yiti sekiz köŋül feste und scharfsinnige2 Gesinnung || sert ve keskin akıllı2 zihniyet

čitri << Skt. citra bunt, verschieden || renkli, farklı (s./bk. Mo. čitiri)

1čiu < Chin. ᐎ zhou (Spätmittelchin. tʂiw) Präfektur || valilik

2čiu < Chin. 䔸 zhou (Spätmittelchin. triw) Schaft, Stange || tutuş, mil

čiu < Chin. ᶫ chou (Spätmittelchin.)
Strafblock (für die Hände), Handschellen ||
(eller için) ceza bloğu, kelepçe

čiväz Mücke, Fliege || sivrisinek, sinek

*čivgin nahrhaftes Essen, Nahrhaftigkeit || besleyici yemek, besleyicilik (s./bk. DLT)

čivit farbiger Wandputz (?) || renkli sıva (?)
čivit tokı- Wandputz (?) auftragen || (duvara)
sıva (?) sürmek, (duvarı) sıvamak (?) eylemeylem

čivsak < Chin. ૂ㍒ zhou suo (Spätmittelchin.
tʂiwˋ sak) Beschwörungsschnur || yalvarış sicimi

čivšig rosig || pembe

čo- sich aufheizen, sich erhitzen || ısınmak; eylemeylem
(mit ätözin) Askese treiben || (ätözin ile birlikte)
ızdırap çekmek; quälen || acı çektirmek

čočuk Ferkel, Jungtier, Schwein || domuz yavrusu, yavru, domuz

čodake < TochA/B codake < Skt. codaka einer, çotak alal
der die Gegenposition in einem Streitgespräch einnimmt, Kläger, Opponent || bir
sözlü tartışmada karşı pozisyonu alan, muteriz, muhalif, davacı

čodpa < Tib. mchod pa Opfergabe || kurban
čodpa tapıg das mChod pa-Opfer || mChod pa kurbanı

1čog Glanz, Majestät || parlaklık, ün, şöhret, haşmet; Hitze (auch Äquivalent von Skt. ātapa) || ısı, sıcaklık (Skt. ātapa’nın da eş değeri); Lampe || lamba; Prosperität || refah, bolluk (s./bk. Mo. čoγ)

čoga < Tib. cho ga Ritual, Methode || tören, ritüel, metot, yöntem

čogı Geräusch, Lärm, Getöse || gürültü, patırtı,
şamata, gümbürtü; lauter Streit || çekişme,
anlaşmazlık

čogıla- schreien, rufen || bağırmak, seslenmek eylemeylem
čogılaš- tönen, lärmen || tınlamak, gürültü yapmak, şamata yapmak

čogısız ruhig, still, geräuschlos, ohne Lärm,
ohne Geräusch || sakin, sessiz, gürültüsüz, patırtısız

čogla- glänzen || ışıldamak eylemeylem
čoglan- erstrahlen, erglänzen, glänzen || parıldamak, parlamak, ışıldamak, ışın yaymak
čoglandur- glänzen lassen, zum Glänzen bringen, erglänzen lassen || parıldattırmak, ışıldattırmak, parıldatmak

čoglug glanzvoll, majestätisch, Majestäts- ||
parlak, haşmetli, haşmet …; der Glanzvolle
(Epitheton des Buddha) || parlak kişi (Buda’nın bir lakabı

čograndur- (Musik) erklingen lassen || müzik (seslendirmek) eylemeylem
čogsıramaksız nicht glanzlos seiend || sönük olmayan

čogurt schattig || gölgeli

čok < Chin. ᡣ chuo Siegel, Stempel || mühür, damga
čok tamga Siegel2 || damga2

čok < Chin. ◱ zhuo trüb || bulanık
čok suv trübes Wasser || bulanık su
čook suvık trübe Flüssigkeit || bulanık sıvı madde

čok- schlagen, töten || vurmak, öldürmek (s./bk. Mo. čoki-) eylemeylem

čoka greis, betagt || ihtiyar, yaşlı, kocamış
čoka karı greis2, betagt2 || ihtiyar2, yaşlı2, kocamış

čokan einfacher Mensch || sade bir insan

čokımak (br)Hinabstürzen || aşağı düşme eylemeylem

čokra- brodeln, sieden, schwelen, sprudeln || fokur fokur kaynamak, kaynamak, yavaş yavaş yakmak, fışkırmak eylemeylem
čokrat- kochen, aufkochen || pişirmek, kaynatmak, haşlamak

čol- austrocknen, versiegen, von Hitze versengt werden, erhitzt werden || kurumak, eylemeylem
suyu çekilmek, ısıdan alazlanmak, ısıtılmak
čol- sogul- austrocknen2, versiegen2 || kurumak2, suyu çekilmek2

čola < Mo. čola Gelegenheit || fırsat

čolmak Versengtwerden, Verstümmeltwerden || alazlanma, (organları keserek) sakatlanma eylemeylem

čolmaksız ohne Versengtwerden || alazlanmasız; ohne Niedergeschlagensein || yıkık olmama, ümitsiz olmama

1
čolok einarmig, aussätzig || çolak, lepralı;
Aussätziger || cüzzamlı (kişi) (s./bk. MMo. čolaq)

čom- (intr.) tauchen, eintauchen, versinken || batmak, dalmak, suya gömülmek eylemeylem

čom- bat- eintauchen2, einsinken2, versinken2 || batmak2, dalmak2, suya gömülmek2 eylemeylem

1
čomak Hammer, Keule || çekiç, topuz 2

čomak Hitze, Schmerz || ısı, ağrı; Quälen || acı çektirme

čomrul- versinken, eintauchen || batmak, suya gömülmek eylemeylem

čomug Dreck || çamur, pislik
čomugluk Latrine || hela

čomuk- (mit Lok.)versinken (in), feststecken eylemeylem
(in) || (bulunma hâli ekiyle) batmak

čomur- (tr.) eintauchen, untertauchen || daldırmak; untergehen lassen, versenken || batırmak || batmak (s./bk. Mo. čomur-)
čomur- batur- versenken2, untergehen lassen2 || batırmak2 eylemeylem

čon- sich abplagen, büßen, Buße tun, sich eylemeylem
quälen, Askese treiben, sich abplagen, gepeinigt sein || eziyet çekmek, tövbe etmek,
ızdırap çekmek, sıkıntısını çekmek, eziyet edilmiş olmak

čonmak Hitze, Askese || sıcaklık, dünyadan el çekme (vgl./krş. Skt. tapas

1
čoŋ ~ čuŋ < Chin. 䟽 zhong (Spätmittelchin.
trɦywŋˋ) stark, gewaltig || güçlü, kuvvetli, kudretli

2
čoŋ < Chin. ᒒ chuang (Spätmittelchin.
trɦwaːwŋ) Schirm || şemsiye, gölgelik

čoŋsan < Chin. ᒒۈ chuang san (Spätmittelchin. trɦwaːwŋ sanˊ) Schirm || şemsiye, gölgelik

čopa yalıŋ splitternackt || çırılçıplak

čopun Bassin, Reservoir, großes Gefäß || havuz,
su deposu, rezervuar, büyük bir kap

čošul- herabfallen, sich senken, niedergehen || eylemeylem
aşağı düşmek, batmak, dalmak, yere inmek

čot Spitzhacke, Pickel || kazma, buz kazması

čoturaz << Skt. jyotīrasa ein Edelstein || bir mücevher

čov(a)č Sonnenschirm, Schirm || güneşlik, gölgelik

čožal < TochA śośāl Speisesaal (im Kloster) || (manastırda) yemek salonu şosal alal

čögšig rosig || gül renginde, pembe

čök- niedersinken, niedergeschlagen sein, eylemeylem
entmutigt werden, verzagen, (Mut) sinken || yere düşmüş olmak, çökmek, düşmüş olmak,
yılmak, ümitsizliğe düşmek, (cesaretini) kaybetmek (s./bk. Mo. čöke-, čökü-)

čökä degeneriert, hinabgesunken || dejenere,
nesli bozulmuş, yozlaşmış ekekekekek

čöki Essstäbchen || yemek çubuğu (s./bk. Mo. čöki)

čökit- knien, (die Knie) beugen || diz çökmek, eylemeylem
(dizleri) bükmek (s./bk. Mo. sögöd-) (→ čöküt-, söküt-) ekekekek

čöklä- opfern || kurban etmek eylemeylem

čöküg kniend || diz çöken; niedergeschlagen
(Skt. līna) || cesareti kırılmış (Skt. līna); Niedergang, Abstieg, Verfall, Degeneration || çökme, çöküş, iniş, yıkılma, dejenere olma

čökür- (Mut) sinken lassen || (cesaretini) kaybettirmek eylemeylem

čölgä < Mo. čölge Bezirk || ilçe, bölge

1
čöp Reduplikationssilbe || pekiştirme hecesi
čöp čögšig ganz rosig || pespembe
čöp čögšig öŋlüg ganz rosig || pespembe

2
čöp defektiv || eksik, noksan; trübe || bulanık;
Schmutz || kir, pislik; Abfall, Müll || çöp, atık;
Niedergang || çöküş; Überrest, Überbleibsel,
Residuum || kalıntı, artık (s./bk. Mo. čöb)

3 čöp Halm || sap

čöpdik Trübung (Skt. kaṣāya) || bulandırma
(Skt. kaṣāya); Schmutz || kir, pislik (→ čöpik)

čöpdikäd- sich eintrüben, trüb werden || bulanmak eylemeylem

čöpik Trübung || bulandırma; trüb, getrübt || bulanık (→ čöpdik)

čöpik yavız üd kolu getrübte, üble Zeit2 || bulanık kötü zaman2

čözül- zerstreut werden|| ayrılmak, dağılmak eylemeylem

ču- binden || bağlamak 2 eylemeylem

čudamani << Skt. cūḍāmaṇi Scheiteljuwel || tepe mücevheri

čuen < Chin. ㇵ chuan (Spätmittelchin. nicht
verzeichnet) Bambusbehälter || bambu kabı, bambu konteyneri

1
čug Bindung, Fessel, Kette || bağ, zincir; Bündel, Beutel, Paket || bohça, deste, demet,
küçük torba, kese, paket; Gurt (Äquivalent von Skt. *yoktra nach Pāli yotta) || bant, kuşak

ču- binden || bağlamak 2 eylemeylem

2
čug Gehölz, dichtes Gebüsch || ağaçlık, çalılık;
Teil von Ortsnamen || bir yer adının parçası

3 čug Tasche || çanta 4

čugla- bündeln, zu Bündeln oder Garben zusammenbinden || bağlamak, destelemek, paketlemek eylemeylem
čuglat- zusammenhäufen lassen || toplatmak, bir araya getirtmek eylemeylem

čugsuz ohne Bande, ohne Fesseln || bağsız, zincirsiz

čuk < Chin. 䔨 zhou (Spätmittelchin. trɦiwk) Radachse || tekerlek dingili

čuk- verletzt werden || yaralanmak eylemeylem
čuk- ämgän- verletzt werden und leiden || yaralanmak ve acı çekmek eylemeylem

čuktse < Chin. 䔨ᆀ zhou zi (Spätmittelchin.
trɦiwk tsẓˊ) Buchrolle || kitap tomarı

čul- gequält werden || acı çektirilmek, eziyet edilmek eylemeylem
čul- bušrul- gequält und gepeinigt werden || acı çektirilmek ve eziyet edilmek

čulmak Leiden, Gequältwerden || acı, eziyet çektirilme

čulvu Lästerung, Schmähung || küfür, hakaret
čulvu Lästerung, Schmähung || küfür, hakaret
čulvu sav Lästerung || küfür
čulvu sözlä- schmähen, lästern || hakaret etmek, aşağılamak eylemeylem

čulvusuz ohne Lästerung, ohne Schmähung || küfürsüz, hakaretsiz

1
čuŋ < Chin. 䩈 zhong (Spätmittelchin. tʂywŋ)
Glocke, Glockenläuten || çan, çan çalma; ein Sippenname || bir soyadı (→ čüŋ)

čuŋ tokı- die Glocke anschlagen || çan çalmak eylemeylem

čuŋ tokıgu üd zur Zeit des Glockenschlags (zur Abendzeit, im Kloster) || (manastırda akşam vaktinde) çanın çaldığı zaman

čuŋbin < Chin. Reliquienbehälter, Reliquiar || kutsal emanet kabı

čuŋla < Chin. 䩈䪬 zhong luo (Spätmittelchin.
tʂywŋ la) (c) Glocke || çan

čupagan ~ čupag(a)n Brustbeere, || çiğde, hünnap (Zizyphus vulgaris) (Skt.
kola’nın da eş değeri) (s./bk. DLT čıbıkan, Mo.
čibaγan, čibuγan, MMo. čibuqan) čupagan ävini Zizyphus-Korn || hünnap tanesi

čupan Scherge || mübaşir, cellat 2

čurni čurni << Skt. cūrṇa Pulver || toz; Arznei || ilaç
(vgl./krş. TochA curm; TochB curm, cūrm, curṇ,
cūrṇ, cūrṇä, Khotansak. cuṇa-)

čurni kıl- zu Pulver zerreiben || toz haline getirmek eylemeylem

čutik << Skt. cūdika klein || küçük

*čuudarača < Skt. cūḍarāja Kleinkönig || küçük kral

*čuudarača kičig elig han Kleinkönig2 || küçük kral2

čuuntse < Chin. 䕤ᆀ chun zi (Spätmittelchin.trh
yn tsẓˊ) Leichenwagen || cenaze arabası

čuv < Chin. ᢴ chao (Spätmittelchin. tʂhaːw)
Quittung, Beleg, Gutschein, Kopie eines Dokuments || fiş, makbuz, belge, çek, bir belgenin kopyası

čuža < Chin. ⹳⸲ zhu sha (Spätmittelchin. tʂyăʂaː) Zinnober (auch als Tinte) || zincifre,
kırmızı renkli doğal cıva sülfür (mürekkep olarak da kullanılır); zinnoberrot, Zinnoberrot,
mit Zinnoberrot geschrieben || zincifre kırmızısı, zincifre kırmızısıyla yazılmış

čüčäksäk (oder: čüväksäk) Penis, männliches
Geschlechtsorgan (Äquivalent von Skt. upastha) || penis, erkek cinsel organı

čügä < Neupers. čūxā Mantel || palto, manto

čügdä vorstehender Knochen hinter dem Ohr
(processus mastoideus) (auch Äquivalent von
Skt. kaṇḍūsaka) || kulağın arkasındaki yukarıdaki kemik (processus mastoideus)

čüntse < Chin. Ὥᆀ chuan zi (Spätmittelchin.
trɦyan tsẓˊ) Dachsparren, Balken || çatı kirişi, kiriş (s./bk. Mo. čonǰi)

čüšüm < Chin. ᾞ㪊 chu ren ~ chu shen (Spätmittelchin. trh
yə̆ˊ ʂɦimˋ) Maulbeere || dut

































Bir Cevap Yazın

Altinok Translation sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin